YENİ SİSTEMİN BAZI ÖZELLİKLERİ

* Çalışanlar vergi ödemeyecek.

* Çalışanlar işletme gelirinden pay alacak.

* İşletmeler sadece bir tür vergi ödeyecek, başka vergi olmayacak.

* Vergi kâr üzerinden değil, toplam satış üzerinden hesaplanacak, daha basit ve adil olacak ve bu şekilde vergi daha düzgün toplanabilecek.

* İşletmelerin ihtiyacı olan sermayeyi bulmaları için faizsiz devlet desteği dahil çeşitli alternatifler olacak.

* Malı fazla olan daha fazla oranda vergi ödeyecek.

* Fakirlerin ve orta sınıfın hakları korunarak malların küçük bir zümrede toplanmasına engel olacak.

* Kira gelirlerinin %50'si devlete vergi olarak ödenecek.

* Seçim sisteminde siyasi partiler olmayacak.

* Halk yönetimde doğrudan söz sahibi olacak.

* Eğitim sistemi ezbere dayanmaktan çıkarılacak, düşünme ve yaratıcılık üzerine olacak.

* Yabancı dil eğitiminde farklı bir bakış açısı izlenecek ve zorunlu eğitim zamanında öğretilecek, üniversitelerdeki yabancı dil hazırlık sınıfı kalkacak

* İleri matematik ve fen konuları Lise eğitiminden çıkarılıp Üniversitelerde öğretilecek ve bunlar için ilgili bölümlerde Üniversitelerde hazırlık sınıfı konulacak.

* Lise 3 yıl olacak ve Meslek liseleri liseden sonra olacak ve isteyen herkes gidebilecek. 2 yıl sürecek ve sadece meslek dersleri olacak.

* Tarım üretimi genelde bireysellikten çıkarılacak ve her köyde Kooperatifler kurulacak.

* Ekilmeyen tarım arazisi kalmayacak.

ve bunlar gibi bir çok fikir. Detaylar aşağıdadır;

 

 

 

 

 

TİCARET VE VERGİ SİSTEMİ

Güncel ticaret ve vergi düzeninde reform yaparak değişiklik yaparsanız, yapacağınız değişiklik en fazla bir iyileştirme olur, fazla bir şeyi değiştirmez. Eğer gerçekten bir şeyler yapılmak istenirse güncel ticaret ve vergi sistemini tamamen silip sıfırdan farklı bir bakış açısı ile yeni bir sistem oluşturmak gereklidir ve aşağıda açıkladığımız sistem böyle bir sistemdir. Tabi ki günümüz global dünyasında böyle bir sisteme geçmek zordur fakat imkansız değildir. Güçlü bir irade ile bir yıl sonunda bir günde yeni sisteme geçilebilir.

Bu sistem sadece Türkiye'yi değil dünyayı değiştirecek, daha iyi, daha adil ve daha yaşanabilir bir yer yapacaktır.

 

TİCARİ İŞLETMELER VE VERGİLER

İşletmeler Faaliyet Türlerine Göre Üçe Ayrılır:

 

İmalat İşletmeleri

Bir veya birkaç ham maddeden yada bir veya birden çok parçayı birleştirip, elle tutulur bir ürün imal edip satan ve her türlü maden ve ham madde üreten işletmeler.

İmalat İşletmelerinde Vergi Oranı

Toplam yıllık ciro üzerinden (Yıllık satış için kesilen fatura toplamından) %15 dir. Vergi yıl sonunda ödenmektedir. Fabrikalar, imalathaneler, atölyeler, lokantalar, restoranlar, kafeler, fırınlar, bina yapıp satanlar, maden işletmeleri ve her türlü sanat ve fikir eserleri v.b. işletmeler İmalat İşletmeleri grubundadır.

 

Alım - Satım İşletmeleri

Kendileri üretmeyip, elle tutulur bir ürün alım satımı yapan işletmeler.

Alım Satım İşletmelerinde Vergi Oranı

Vergi oranı %25 dir. Yıl sonunda toplam ürün satış faturalarındaki miktardan toplam ürün alış faturalarında ödenen miktar çıkarılır. (Gider/masraf faturaları hariç) Vergi oranı kalan miktar üzerinden hesaplanır. Bakkallar, marketler, hallerdeki kabzımallar, benzin istasyonları, dükkanlarda ürün satanlar (kendileri imal edip satanlar hariç) emlak alıp satanlar v.b. işletmeler Alım-Satım İşletmeleri grubundadır.

* İşletme türlerinin olmasının en büyük sebebi Alım-Satım işletmelerinde verginin yapılan toplam satış üzerinden değilde toplam satış ve alış arasındaki farktan hesaplanabilmesi için Alım-Satım işletmelerini ayrı tutabilmek içindir. (Bu işletmelerde toplam satış rakamı işletmelerin kazancını yansıtmamaktadır)

 

Hizmet İşletmeleri

Elle tutulur bir ürün imal etmeyen ve elle tutulur bir ürün alım satımı yapılmayan sadece hizmet verilen işletmelerin hepsi.

Hizmet İşletmelerinde Vergi Oranı

Toplam yıllık ciro üzerinden (Yıllık satış için kesilen fatura toplamından) %20 dir. Vergi yıl sonunda ödenmektedir. Eğitim Kurumları, Sağlık Kurumları, Danışmanlık Hizmetleri, Yazılım Hizmetleri, Hesap-Muhasebe Hizmetleri, Banka ve Sigorta Hizmetleri, Reklam ve Pazarlama Hizmetleri, Temizlik Hizmetleri, Kişisel Bakım Hizmetleri, Ulaşım Hizmetleri, Turzim ve Konaklama Hizmetleri, Eğlence Hizmetleri, Tamir ve Onarım Hizmetleri, Bir komisyon karşılığında verilen Aracılık Hizmetleri Diğer; Elle tutulur bir ürün imal etmeyen ve elle tutulur bir ürün alım satımı yapılmayan sadece hizmet verilen işletmelerin hepsi.

* Hizmet işletmelerinin ayrı tutulmasının bir nedeni hizmet sektöründe insan emeğinin daha fazla kullanılmasından dolayı çalışanlara ödenecek ücret oranı arttırılmak istendiğinde bunun kolay bir şekilde ayarlanabilmesi içindir.

 

* Yukarıdaki vergi oranları örnek olarak verilmiştir. Devlet gerekli duruma göre bu oranları azaltabilir veya arttırabilir.

 

Vergi Miktarı Toplam Satış (Ciro) Üzerinden Hesaplanır.

Bu sayede Türkiye'de olması gerektiği gibi toplanamayan kurumlar vergisi adil bir şekilde toplanabilecektir.

Kârdan değilde Ciro üzerinden vergi hesaplamak fazla olur, haksızlık olur diye düşünülebilir; birde şu şekilde düşünmek iyi olur; Bir kişi veya işletme üretip 100 liraya sattığı bir ürünün sadece 15 lirasını vergi olarak ödemesi gerekecek. Başka vergi olmayacak. Geri kalan 85 lira masraflar ve kâr için. 100 lirada 15 lira vergi ödemek büyük bir miktar değil. Ayrıca sonuçta ödenecek vergi belli ve kesin olduğu için ürün fiyatları vergi dikkate alınarak belirlenecektir. Belki ilk başta fiyatlarda biraz artış olabilir fakat zamanla yerine oturacaktır.

* %15 oran örnek olarak verilmiştir değiştirilebilir.

 

Toplam satış (ciro) üzerinden vergi hesaplanmasının faydaları;

Vergi hesaplamasında gider faturaları dikkate alınmayacağı için;

* Vergi hesaplaması çok basit/kolay olur.

* Vergi hesaplaması çok basit/kolay olduğu için işletmelerde ve Vergi dairelerinde hesap uzmanlarının işleri büyük ölçüde azalır. Vergi dairelerinde hesap yükü azaldığı için onun yerine daha çok denetleme yapma imkanı olur.

* Vergi denetimi çok basit/kolay olur. Çünkü kafa karıştıran gider faturaları olmayacak, sadece işletmenin kestiği faturalar hesaplanır.

* İşletmelerin gerçek dışı gider göstererek vergi kaçırmaya teşebbüs etmelerine engel olur.

* Sistemde ödenecek vergi önceden belli olduğu için maliyet hesaplamasında ve fiyat belirlemede büyük kolaylık sağlar ve kâr-zarar hesabının kolayca yapılmasına olanak verir.

* İşletmelerin ödediği vergilerin azaltılması veya arttırılması gerektiğinde ve olağanüstü durumlarda Devletin vergi arttırması ve azaltması sistemde işletmelerin ödediği sadece 1 vergi olacağından kolayca yapılabilir.

* Ayrıca aşağı bölümlerde değineceğimiz çalışanların işletme gelirinden pay alması konusunda da ciro üzerinden hesaplama yapılmaktadır.

 

Toplam satış (ciro) üzerinden vergi hesaplanmasına şu şekilde itirazlar olabilir;

* %3-5 gibi düşük kâr marjı ile ürün satan işletmeler var bunların kar marjı bu kadar değil bu işletmelerden nasıl bu kadar vergi alınacak? denilebilir.

%3-5 gibi düşük kâr marjı ile ürün satan işletmeler Alım-Satım işletmeleri Türüne girmektedir. İşletme türlerinde belirttiğimiz gibi vergi toplam ciro üzerinden değil, ürün satış miktarı ile ürün alış miktarı arasındaki fark üzerinden hesaplanmaktadır. İşletme Türlerinin ayrılmasının sebebi Alım-Satım işletmelerini ayrı tutabilmek içindir.

Örneğin; Bir işletme 9.500 TL'ye bir ürün alıyorsa ve onu 10.000 TL'ye satıyorsa 500 TL (%5) kazanç sağlıyordur. Vergilendirme bu 500 TL'lik kazanç üzerinden hesaplanmaktadır. (Diğer gider faturaları hesaba katılmaz)

* Burada belirtilen vergi oranları İşletmeler için çok yüksek veya düşük! denilebilir.

Bu oranlar örnek olarak verilmiştir, devlet bunları değiştirebilir, Devlet hesap uzmanları işletmeler için en doğru vergi oranını belirleyebilir.

* Bu şekilde Ciro üzerinden vergi hesaplamasında işletmeler zarar yapsa da yine vergi ödemek zorunda kalacak! denilebilir.

İşletmeler maliyet planları yaparken ve fiyat belirlerken bu vergi oranlarını dikkate alacak ve ona göre plan yapacaklardır. Sonuçta bir işletme bir ürün imal edip onu satmak isterse bu oranları üzerine koyup ona göre fiyat belirlemesi gerekir. Ayrıca vergi olmayan para üzerinden değil, işletmelerin ürün satıp, aldıkları para üzerinden yani sonuçta kasaya girmiş para üzerinden verilecek.

Günümüzde KDV uygulaması da aşağı yukarı böyledir. İşletmeler ürünlerin üzerine KDV koyar ve bu şekilde satar ve KDV'yi ürünü alan kişiden alır. Bu uygulamada böyledir fark; bir çok vergi türünü ortadan kaldırılıp tek kalemde toplanmasıdır. Devlette bu işin uzmanları en doğru vergi oranını hesaplayıp uygulayabilirler.

İşletmeler bugün de zarar etseler dahi bu şekilde (KDV, Stopaj) benzer vergiler ödemek zorundadırlar.

* Bu şekilde hesaplama işletmelerin yaptıkları işlemler için fatura kesmemelerine, vergi kaçırmalarına sebep olur! denebilir.

Böyle bir durum bugün içinde söz konusu, vergi kaçırmak isteyen olursa bugünde olduğu gibi her zaman çeşitli yollara başvurabilir. Aşağıdaki bölümlerde belirttiğimiz Cezai Durum ve Şartlar kısmında engelleyeci cezalar getirerek bu durumun da önlemini aldık. Buna rağmen yine vergi kaçırmak isteyen olursa (ki bu bugünde olabilir) cezasına katlanır. Bu sistemde vergi denetimi kolay/basit olduğundan ve devlette çalışan hesap uzmanlarının üzerindeki hesap işlerinin büyük miktarda azalacağından denetim daha etkili bir şekilde yapılabilir.

 

* Sistemde Vergi oranları ciro üzerinden hesaplandığı için düşük tutulmuştur.

 

* Vergiler yıl sonunda hesaplanır ve ona göre ödenir (toplu olarak veya taksitle), Bununla beraber (Bugün olduğu gibi) Devlet ihtiyaç görürse; aylık belirlenecek belli miktarlarda vergi ödemesi yapılır, yıl sonunda hesaplanan toplam vergi ile arasında fark varsa aradaki bu fark ödenir. Vergi ödemesi fazla yapılmışsa aradaki fark Devlet tarafından işletmeye geri ödenir.

 

* İmalat işletmelerinde vergi oranının düşük tutulması üretimi arttırmak ve insanları üretime yönlendirmek içindir.

 

* Alım-satım işletmelerinde ise vergi oranı yüksek tutulmuştur. Bunun iki amacı vardır;

Birincisi; Bir şey üretmeden sadece başkalarının ürettiği şeyi alıp satanların üreticiden daha fazla kazanmasını engellemek.

İkincisi; Alım-Satım işi yapanların ürün fiyatlarını normalden çok daha fazla arttırarak hem ürün fiyatlarının artmasını hemde elde etmeleri gereken kârdan çok daha fazla kâr etmemelerini sağlamak. Aldıkları ürünün ne kadar üstüne koyup satarlarsa satsınlar devlet ve çalışanlarına ödeyecekleri miktar da o kadar artar, (aşağıda açıklanacaktır) kendilerine düşen pay arttırdıkları oranda olmaz, bu yüzden ürün fiyatlarını çok arttırmak fazla işlerine yaramayacaktır.

 

* İmalat ve Hizmet işletmeleri yıl sonunda satış için kestikleri toplam fatura tutarının (cironun) en az %25 ini çalışanlarına ücret olarak ödemek zorundadırlar. (Hizmet işletmelerinde bu oran arttırılabilir)

 

* Alım-Satım işletmeleri yıl sonunda aldıkları ürün ve sattıkları ürün fatura toplam tutarının arasındaki (giderler hariç) farkın en az %25 ini çalışanlarına ücret olarak ödemek zorundadırlar.

Yukarıdaki bu oranlara SGK primleri de dahildir.

İşletmeler yıl içinde çalışanlarına belli bir ücret ödemesi yapabilir, yıl sonunda ödenen toplam ücretle ödenmesi gereken minumum toplam ücret arasında fark varsa aradaki fark çalışanlara aldıkları maaşla doğru orantılı olarak adilce dağıtılır.

Çalışanlar için getirilen %25 minumum ücret ödenmesi uygulaması kazanılan paranın çalışanlara daha adil şekilde dağıtılmasını sağlamak, vahşi kapitalist sistemin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisini azaltmak ve çalışan haklarını korumak için düzenlenmiştir. Ayrıca çalışanların aldıkları ücret toplam satışla ilgili olduğu için daha istekle çalışmaları teşvik edilmiş olacaktır.

Çalışanlar bu şekilde daha adil ücretler aldıklarında daha mutlu olacak, kazandıkları para oranına göre daha çok harcama ve tüketim yapabilecek böylece ekonomi daha iyi işler hale gelecektir.

İsteyen işletmeler çalışanlarına bu minumum oranların üstünde ödeme yapabilirler.

%25 lik bu oran çalışanların kazanılan gelirden daha çok pay alması ve bunun daha adil olacağı düşünülürse arttırılabilir.

Belirlenen bu oran Kapitalist sistem ve Komünist sistem arasında yıllardır aranılan orta sistemin temelidir. Bu oran sayesinde çalışanlar ezilmez, gelirden daha fazla pay alır, Aynı zamanda Komunizmde olduğu gibi her işi devlet yapmaz, özel işletmeler bu şekilde daha verimli hale gelir, serbest ve özel sektör engellenmez ve daha adil ve özgür bir yaşam olur.

Çalışanlara böyle bir oran vermek yanlış olur diye düşünülebilir, fakat birde şu şekilde düşünmek iyi olur;

Sonuçta ödenecek vergi ve işçilik ücreti belli ve kesin olduğu için ürün fiyatları bunlar dikkate alınarak belirlenecektir. Belki ilk başta fiyatlarda biraz artış olabilir fakat zamanla yerine oturacaktır.

 

***Yıllık toplam cirosu 350 bin TL yı (yaklaşık 1 kilo altın değeri) geçen işletmeler en az 1 çalışan çalıştırmak zorundadır.

Yıllık cirosu 700 bin TL yı geçen işletmeler en az 2 çalışan çalıştırmak zorundadır.

Yıllık cirosu 1 milyon TL yi geçen işletmeler en az 3 çalışan çalıştırmak zorundadır.

Devlet gerekli gördüğü durumda yukarıdaki miktarları değiştirebilir.

* Yukarıdaki uygulama Alım-Satım işletmelerinde toplam kesilen satış ve alış faturası arasındaki fark üzerinden hesaplanır.

Yukarıdaki bu uygulama ile bir işletme 1 kişi dahi çalıştırsa %25 lik payı ödemek zorundadır. Bu yüzden işletmelerin belli bir işi yapmak için az sayıda çalışan çalıştırmak yerine daha fazla (yeterli) miktarda çalışan çalıştırmalarının yolu da açılmış olacak ve böylece işsizlik sorununa olumlu yönde katkı sağlanmış olacaktır.

* İşletmeler kendi ana faaliyet konularında başka işletmelerden taşeron çalışan çalıştıramazlar.

* İşletmeler çalışanları için vergi ödemezler. Sadece çalışanlar için Sağlık ve Emeklilik primini SGK ya öderler. (Aylık veya Yıllık olarak) Bu primler çalışanlara ödenen minumum %25 ücret oranına dahildir.

* Emeklilik sistemi genel hatlarıyla şu an için bugün olduğu gibi devam edebilir, Yeni sistem oturduğu zaman gidişata göre emeklilik sisteminde bulunan hata ve aksaklıklar zamanla düzeltilecektir.

 

* Düşük ücret alan çalışanlar vergi ödemezler ancak üst düzey yöneticiler, sanatçılar ve sporcular v.b. yüksek miktarda para kazananların kazançlarında vergilendirme olur;

Yıllık geliri 350 bin TL'nin (yaklaşık 1 kilo altın değerinde) üzerinde olanlar, yıllık aldıkları toplam ücret ile 350 bin arasındaki miktarın % 20 sini vergi olarak kendileri devlete öderler. (Devlet gerekli gördüğü durumda 350 bin TL rakamını değiştirebilir)

 

* Tüm işletmeler için; İşletmelerde işletme sahibinin o işletmede çalışan 1. dereceden akrabalarına en fazla verecekleri ücret diğer çalışan kişilerden en fazla ücret alanın aldığı ücretten fazla olamaz.

Bu kural 1.dereceden akrabaları çalıştırıyor gösterip çalışanlara verilmesi gereken minumum %25 lik tutarın 1.dereceden akrabalara verilmesinin önüne geçmek içindir.

 

* KDV uygulaması yoktur.

* Stopaj ve benzer vergiler bulunmamaktadır.

* LTV; Lüks Tüketim Vergisi, Lüks sınıfına giren ürünler için düşünülmektedir. Birim fiyatı (1 adet, 1 kilo, 1 lt, 1 paket, çift satılan ürünlerde 1 çift v.b. devletin belirleyeceği ürünler) 350 TL nın (yaklaşık 1 gram altın değeri) üzerinde olan ürünler için uygulanır ve ürün fiyatı ile 350 TL arasındaki miktarın %25 i vergi olarak ödenir. Bu vergi ürünü alan tarafından işletmeye ödenir ve işletme bu vergileri her ay sonunda devlete aktarır.

Hizmet sektöründe 350 TL'yi (yaklaşık 1 gram altın değeri) geçen her fatura Lüks Tüketim Vergisine girer. Fatura miktarı ile 350 TL arasındaki farkın %25 i vergi olarak ödenir. Bir yıl içinde aynı kişi veya işletmeye kesilen faturaların toplamı esas alınarak vergi hesaplaması yapılır. Bu vergi işletmeler tarafından yıl sonunda hesaplanır ve hizmet alanlara bildirilir ve hizmeti alan tarafından işletmeye ödenir ve işletme bu vergileri her yıl sonunda devlete aktarır. İşletmeler ödenmesi gereken vergiyi hizmeti alanlara bildirdikten sonra hizmeti alan bu vergiyi işletmeye ödemek zorundadır.

* Aylık ciroları 5.000 TL'nin (15 gram altın değerinde) altında olan küçük esnaf, usta ve sanatkarlar vergi ödemez. (Bu sadece kendileri çalışanlar içindir, yanlarında başka birini çalıştırıyorlarsa bu kural geçerli değildir, o zaman imalat işletmeleri gibi normal vergilendirme olur. Fakat yanlarında yetiştirilmek için çırak/stajyer statüsünde birini çalıştırıyorlarsa yine vergi ödemezler.

İşletmelerin bu statüyü kazanabilmeleri için vergi dairelerine başvurmaları gerekmekte ve Vergi daireleri bunlar için bazı kriterler belirler ve bu kriterlere uyanlara gerekli denetimleri yaptıktan sonra bu statüye hak edebileceklere bu hakkı verir. Ve işletmeler 3 yılda bir bu haklarını yenilemek zorundadırlar.

* 15 gram altın değerini Devlet gerekli gördüğü durumlarda değiştirebilir.

 

* Yurdışından ithal edilen ürünlerde Devlet yine koruyucu vergi koyar. Vergi oranı günün şartlarına göre belirlenir.

* Petrol, Gaz gibi yurtdışından ithal edilen ürünlerde Devlet bugün olduğu gibi vergi almaya devam eder. Vergi oranı günün şartlarına göre belirlenir.

* Elektrik, gaz, su v.b. sağlanan hizmetlerde devlet vergi ve hizmet bedeli almaya devam eder. Oranı günün şartlarına göre belirlenir.

* İnsan sağlığına ve çevreye zarar veren ürünlerde bugünkü olduğu gibi özel tüketim vergisi uygulanabilir.

* Devlet verdiği hizmetler için yine aynı şekilde hizmet bedeli almaya devam eder. Miktar günün şartlarına göre belirlenir.

* Sistem genel hatlarıyla anlatılmıştır; Detaylandırma Devletin Kurumlarıyla beraber ortak bir şekilde yapılması gerekmektedir.

 

 

CEZAİ DURUM VE ŞARTLAR

 

* Bilerek Fatura kesmeyen veya Bilerek eksik fatura kesenlere, fatura kesmedikleri yada faturada belirtmedikleri miktarın;

* Bilerek yanlış beyanda bulunanlara, gerçek beyan edilmesi gereken miktar ve yanlış beyan edilen miktar arasındaki farkın;

* Bilerek yanlış beyanda bulunulan bir fatura ile ürün alanlar, bilerek devleti kandırmak isteyenler; Her türlü vergi ve Devlete ödemesi gereken parayı bilerek farklı gösterip ödemeyenler veya eksik ödeyenler; gerçek beyan edilmesi gereken miktar ve yanlış beyan edilen miktar arasındaki farkın;

ilk seferde 5 katı ceza öder

2.defa tekrarlanırsa 10 katı

3.defa tekrarlanırsa 15 katı

4.defa tekrarlanırsa 20 katı

5.defa tekrarlanırsa 25 katı

6.defa ve üzerinde tekrarlanırsa 100 katı ceza öder.

* Cezanın ödenemediği durumlarda ve devamlı bir şekilde vergi kaçırmayı engellemek için caydırıcı olması için adli ceza uygulanır.

* Bu düzenleme ilk ceza kesildiği tarihten itibaren 10 yılda bir yenilenebilir.

* Günlük 350 TL (yaklaşık 1 gram altın değeri) ye kadar olan farklarda ve yanlış beyanlarda yukarıdaki cezai işlem uygulanmaz. Fakat bu durumda tespit edilen farkın her seferinde 5 katı cezai işlem uygulanır. 10 defa ve üzerinde tekrarlanırsa 10 katı ceza kesilir ve adli ceza uygulanır.

Bu düzenleme ilk ceza kesildiği tarihten itibaren 5 yılda bir yenilenebilir

 

* Aylık ciroları 5.000 TL'nin (15 gram altın değerinde) altında olan küçük esnaf, usta ve sanatkarlar yukarıdaki kuralların dışındadır. Fatura kesmek mecburiyetleri yoktur. Makbuz verebilirler. Müşterilerinin görebilmesi için bu özel statülerini gösteren belgeyi işletmede herkesin görebileceği bir yere asmaları gerekmektedir.

 

* İşletmelerde Para alındığında veya hesaba geçtiğinde fiş-fatura kesilmesi gerekmektedir. (Bugünkü olduğu gibi)

 

* Önceden Fatura/fiş kesip de ödeme alamadıklarını ispatlayan işletmelerde karşılığını alamadıkları fatura miktarı vergi hesaplanmasından çıkarılır.

 

Yukarıda belirtilen tüm Vergi oranları, rakamlar Devletin lüzumlu gördüğü zamanlarda arttırılabilir veya azaltılabilir.

 

 

YAPILARINA GÖRE İŞLETMELER

 

İşletmeler Yapılarına Göre Üçe Ayrılır:

Tek Kişiden Oluşan Basit İşletmeler (Bİ)

Yönetimi tek bir kişiden oluşan işletmeler; T.C. Vatandaşı olan her bir kimse ticari faaliyette bulunabilir, işletme kurabilir. (Bugünkü şahıs şirketleri gibi) İşletme olarak yapmak istedikleri işe göre 3 faaliyet türünden birini ilgili yere (vergi dairesi, noter, ticaret kaydı (bugün olduğu gibi)) bildirmesi gereklidir. Ayrıca diğer Faaliyet türlerinde işletme kurmak isterlerse yine ilgili yerlere bildirirler ve ona göre her işletme için bir (alt) vergi numarası alabilirler. Her Tür işletme için ayrı ayrı düzenlenen faturaları kullanmak zorundadırlar.

Örneğin bir hizmet işletmesi bir ürün satışı yapmak istediğinde imalat ya da Alım-Satım işletmeleri türünde başka bir şirket daha kurar ve ona göre fatura bastırıp ürün satışlarını bu şirket üzerinden gösterebilir.

Aynı Faaliyet Türünde faaliyet gösteren birden fazla işletme kurabilirler ve bunları tek çatı altında toplayabilirler.

Kesilen Fatura üzerinden hesaplanacak vergi haricinde hiç bir vergi ödemezler.

Tüm alacak ve borç işlemlerinden işletme sahipleri sorumludur.

İşletme sahipleri isterlerse yanlarına ortak alıp Birleşik Kişiler İşletmesi kurabilirler. (Aşağıda detaylı bigi bulunmaktadır)

Üç Ve Daha Fazla Kişiden Oluşan Birleşik Kişiler İşletmesi (BKİ)

(Günümüz Limited ve Anonim şirketleri gibi)

En az 3 kişinin bir araya gelmesiyle oluşturulacak işletmeler (en fazla sınırı yok).

İlgili yere (vergi dairesi, noter, ticaret kaydı) başvuru yapılarak işletme için bir ortaklık sözleşmesi yapılır (sözleşmede ortaklık payları ve diğer detaylar yazılır) ve bir vergi numarası alınır ve fatura bastırılır. Ticari faaliyetlerde bu vergi numarası kullanılır. (bugün olduğu gibi)

İşletmeler kuruluşta 3 Tür alanından (imalat, alım-satım ve hizmet işletmeleri) birini seçerek faaliyet gösterirler.

Ortaklardan en fazla paya sahip olanın payı %49 u geçemez.

Bir işletmede yönetimde söz sahibi aynı 3 kişi aynı anda başka bir işletme yönetiminde ortak olarak bulunamaz. (Ortaklardan ikisi veya biri başkalarıyla ortak olup başka işletmeler kurabilirler)

Ortaklar alacaklardan/borçlardan ve kâr/zarardan payları kadar sorumlu ve hakka sahiptirler; İşletme borçlarından işletme sahipleri sahip oldukları oranda kendi şahsi servetleri ile de sorumludurlar, kendilerine düşen borç miktarını eğer şirket hesabında yeterince para yoksa kendi özel servetlerinden ödemek zorundadırlar.

Gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra borsada halka açılabilirler. (bugün olduğu gibi)

Aynı Tür alanında (imalat, alım satım veya hizmet den biri) faaliyet gösteren başka şirketleri satın alabilir, ortak olup birleşebilir. (Bu durumda yeniden şirket sözleşmesi hazırlanması gerekmektedir) Bugün olduğu gibi birden fazla şirket bir holding altında toplanabilir.

En az %1 lik kısmı elinde bulunan kişi ve veya işletmeler yönetimde söz sahibi olabilir. (Aynı şekilde borsada halka açıldıktan sonra en az %1 paya sahip olanlar yönetimde söz sahibi olabilir)

* Ortaklardan en fazla paya sahip olanın payı %49 u geçemez; Bu kural idarenin tek bir kişi elinde toplanmasını engellemek için konulmuştur.

* Bir işletmede yönetimde söz sahibi aynı 3 kişi aynı anda başka bir işletme yönetiminde ortak olarak bulunamaz; Bu kural Aynı kişilerin tüm piyasayı eline geçirmelerini engellemek için konulmuştur.

* Şu anda uygulamada olan Limited ve Anonim şirketler gibi iki farklı şirket türüne gerek yoktur. Bu ikisinin yerine Birleşik Kişiler İşletmesi yeterlidir.

* Nasıl alacaklarda bir kısıtlama yoksa alacakların hepsi tahsil ediliyorsa, şirket borçlarında da bir kısıtlama yoktur; Şirketler sadece sermayeleri kadar sorumlu değil, ortaklar borçlardan ortaklık oranları kadar kişisel servetleri üzerinden sorumludur.

 

Ortak Amaçlı Kuruluşlar (OAK)

(Günümüz Kooperatifleri gibi)

Belli bir amaca ulaşmak için en az 20 kişinin bir araya gelerek oluşturdukları topluluklardır.

Amaca ulaşmak için gereken maddi destek topluluktaki kişilerden eşit miktarlarda alınır. herkes (her üye) eşit haklara sahiptir. Ticari faaliyet göstermek isterlerse sadece imalat işletmeleri Türünde faaliyet gösterirler ve ona göre vergilendirme olur.

İlgili yere (vergi dairesi, noter) başvuru yapılarak işletme için bir iş sözleşmesi yapılır ve bir vergi numarası alınır ve fatura bastırılır. (bugün olduğu gibi)

Her zaman ticari faaliyet içinde olmayabilirler.

Yönetim için seçimler yapılır ve en az 5 kişiden oluşan bir kurul seçilir ve bu kurul yönetimi (idari işleri) üstlenir. Yönetimdeki 5 kişi eşit haklara sahiptir. İsterlerse kendi aralarında iş bölüşümü yapabilirler. Yapılacak genel toplantıda (tüm üyelerin en az %70 inin katılımıyla) alınacak karara göre bu yönetim kurulu üyelerine yapılacak işlerden dolayı bir ücret ödenmesi kararlaştırılabilir.

Topluluk üyelerinin en az %30 unun imzalı isteğiyle seçimlerden en az 30 gün sonra tekrar seçimler yapılabilir. Bu süre zarfında idari yönetim seçilen kişilerdedir. (Topluluk üyelerinin en az %30 unun imzalı isteğiyle seçimler her zaman yenilenebilir; en az 30 gün sonra).

Tüm kararlar genel toplantılarda üyelerinin yapacağı oylamalarda oy çokluğuna göre alınır. Oylamalara üye toplam sayısının en az %70 inin katılması gereklidir.

Yapılacak toplantılar idari yönetim tarafından üyelere bildirilir.

İşletme için bir banka hesabı açılır ve hesaptan ancak yönetimdeki 5 kişinin imzalı onayıyla para çekilebilir.

Yapılan her türlü gelir ve gider kayıtlara işlenir ve tüm üyeler bunu istedikleri zaman kontrol edebilir. Ayrıca İşletmeye ait bir internet sitesi yapılır ve kayıtlar (gelir/gider) ve işletme için yapılan ve yapılması planlanan işler orada gösterilir ve üyelerin istedikleri zaman internet üzerinden kontrol etmelerine olanak verilir.

Ticari faaliyetlerden elde edilen gelir üyeler arasında eşit dağıtılır.

 

Vakıflarda Ortak Amaçlı Kuruluşlardır. Yukarıdaki açıklamalardan farklı olarak vakıflar ticari faaliyet göstereceklerse Hizmet Türünde faaliyet gösterebilirler ve ona göre vergilendirme olur.

Ticari faaliyetlerden elde edilen gelir üyeler arasında dağıtılmaz, yardım faaliyetlerine harcanır.

 

 

İŞLETMELERİN NAKİT İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI

 

İpotek Sistemi

İşletmelerin gerektiği durumlardaki nakit ihtiyacı Devlet tarafından ipotek karşılığında sağlanır.

Borç almak isteyen işletmeler almak istedikleri borç miktarının iki katı değerinde yada diğer bir deyişle ipotek ettikleri malın yarısı değerinde borç alabilirler.

Gayrimenkul, araç veya herhangi bir değerli ürün Devlete ipotek olarak verebilirler.

İpotek değerleri en az 2 veya 3 ayrı uzmanın (exper) belirlediği değerin ortalaması alınarak bulunur.

Karşılığında istedikleri borcu 1 yıllık zaman müddetinde alırlar, (1 Yıl dolmadan istedikleri zaman geri ödeyebilirler) Ödeme zamanı geldiğinde borç alınan para ödenir ve ipotek iptal edilir.

Borç ödendikten sonra istenirse tekrar ipotek yapılıp borç alınabilir.

İpotek verilen mal kullanılmaya devam ediyorsa devlet bu malın kullanılma bedelini alır. (Kiradan elde edilen gelirin veya elde edilebilecek değerin %50 si) örneğin; ipotek verilen mal bir gayrimenkulse ve kira geliri varsa yada ipotekli malı ipotek veren işletme kullanmaya devam ediyorsa Devlet kullanma bedelini alabilir. (Bu kural işletmelerin kullanma bedelini mümkün olduğunca az ödemek isteyeceklerinden borçlarını daha erken ödemeye teşvik etmek içindir)

Kullanılma bedeli borç alınırken uzmanlar (experler) tarafından belirlenir borç alacak işletme kabul ediyorsa ona göre borç verilir.

Devlet bu işi para kazanmak için değil işletmelere yardım etmek için yapmaktadır, o yüzden verilen borç üzerinden faiz almaz, sadece borç verirken yapılan hizmet için ödeme alınabilir.

Ödeme zamanı geldiğinde borç alan işletme borcunu ödeyemezse alınan ipotekleri devlet açık ihale ile adil bir şekilde (ipotek veren işletmenin en az zarar etmesi göz önüne alınarak) satma hakkına sahiptir, (Borçlu verdiği ipotekler satılana kadar borcunu ödeyebilir).

Satış işlemi gerçekleştikten sonra Devlet verdiği parayı ve yaptığı masrafları alır ve eğer satıştan borçtan fazla gelir elde edilirse elde edilen fazla miktar borçlu kişiye geri ödenir. Çünkü Devlet bu işi para kazanmak için değil, işletmelere yardım etmek için yapmaktadır.

Neden Alınacak Borcun İki Katı Değerinde İpotek İsteniyor?

Kötü niyetleri engellemek, borçlunun ödeyemezsem devlet satar deyip kolaycılığa kaçmaması, sonuçta kaybedeceği şeyin daha değerli olduğunu bilerek borcu geri ödemek için daha çok motive olması ve elinden geleni gereğince yapması için ve de Devletin bu işten zarar etmemesi için.

Sonuçta, Devlet borcun iki katı ipotek istemekte fakat borç ödendiğinde ipotek iptal olmakta ve ödenmediği zaman satıştan elde edilen gelir borçtan fazla ise devlet hak sahibine bunu geri ödemekte.

* Verilen borcun 1 yıl içinde değilde daha uzun sürede geri ödenmesi ayrıca düzenlenebilinir. Borç alınacak paranın miktarına göre süre arttırılabilir. Örneğin 1 milyon TL den fazla borç alanlar için süre 2 yıl olabilir. Ayrıca üzerinde çalışılması gerekmektedir.

* Normal sıradan vatandaşların da bu şekilde devletten borç alması sağlanabilir.

 

İşletmelerin Para Bulmak İçin Kullanacakları Diğer Bir Yöntem

Hisse Senedi Borsaları

Büyümek veya daha fazla kazanç elde etmek için yatırım yapmak isteyen işletmeler, yatırım için gerekli sermayeyi Hisse Senedi Borsalarından bulabilirler. Borsalarda hisse satışı yaparak gerekli sermayeyi elde edebilirler. (bugün olduğu gibi)

Hisse Senedi Borsaları 3 e Ayrılır

İlçe bazında,

İl bazında,

Ülke bazında,

Şirketler halka açılmak için gereken şartları (prosedür, evrak ve harç işlemleri) yerine getirir (bugün olduğu gibi) ve yıllık kesilen fatura toplam tutarına (ciro) göre girebilecekleri borsa (ilçe, il, ülke) belirlenir. Cirosu küçük olan işletmeler İlçe borsalarında, orta dereceli olanlar İl borsalarında ve belli bir miktarın üzerinde olanlar ise Ülke borsalarında işlem görürler. Bu oranlar/miktarlar ilgili kurumlar tarafından belirlenir.

Borsaların harçları ve şartları değişmektedir, örneğin ülke bazında borsaya katılmak için daha fazla harç ödenmesi gerekmektedir. (Şartlar ilgili kurumlar tarafından belirlenir)

Hisse oranları da girilen borsaya göre değişebilir. Örneğin ilçe bazında borsaya giren bir işletme 1000 hisseye bölünebilirken il bazında bu 10.000, ülke bazında ise 1.000.000 olabilir.

* İlçe ve il borsaları sayesinde küçük ve orta ölçekli işletmelerde maddi sıkıntı yaşadıklarında, yada işleri büyütmek istediklerinde faizsiz sermaye bulacakları bir kaynak sahibi olurlar.

 

İşletmeler İçin Diğer Bir Para Bulma Yöntemi

Proje Ortaklığı

İşletmeler işletmeye ortak değilde sadece yapacakları projeler için yatırım ortağı bulabilirler.

Projeler ilgili borsa (veya başka bir kurum) tarafından denetlenip uygun bulunduktan sonra Hisse senedi borsalarında halka ilan olunur. Gerekli bilgi ve şartlar ilan edilir.

İlgilenmek ve projeye katılmak (yatırım yapmak) isteyenler sadece o proje bazında ortak olabilirler. Örneğin bir işletme bir baraj yapacak ve paraya ihtiyacı varsa, bu şekilde proje yatırımcısı bulabilir ve yatırımcılar şirkete değil sadece yapılacak o baraj projesine ortak olabilir.

Proje maliyeti, programı ve şartlar belirlenir ve en az 1 yıl öncesinden Hisse senedi borsalarında duyrulur ve yatırım yapmak isteyenler (Büyük veya küçük yatırımcılar) kendi istedikleri miktarda (belirlenen minumum miktarda veya daha fazla) katılabilir.

Proje sonunda kazanacakları kâr yatırdıkları para ile orantılıdır.

Yeterli yatırım sağlandığında projeye başalanabilir. (Yeterli yatırım sağlanmazsa proje iptal edilebilir ve yatırımcılara paraları iade edilir) Yeterli yatırım sağlanana kadar toplanan para Hisse senedi borsalarında tutulur. Projeye başlandıktan sonra proje yapım durumu ilgili kurumlar tarafından denetlenir.

Tüm işlemler Hisse Senedi Borsalarının denetiminde yapılır.

Aynı şekilde Devlette yapacağı projelerde yatırım bulmak için bu yolu kullanabilir.

Bu sistemde Faiz yoktur. Bankalar kazançlarını faizden değil yaptıkları işlemlerden, hizmetlerden; para muhafaza etme işlemlerinden, alacakları komisyonlardan elde edeceklerdir. Aynı zamanda hisse senedi borsalarında proje yatırımları için yatırım fonları oluşturup projelere yatırımcı bularak, aracılık hizmetleri vererek hem gelir elde edebilir hemde işletmelere destek olabilirler.

 

 

DİĞER VERGİLER

 

TAŞIT VERGİSİ

Satın alan kişinin veya işletmenin ödeyeceği vergiler;

Araba, Motosiklet, tekne, uçak, helikopter gibi motorlu ulaşım araçlarında vergi oranları;

Satın alma anında Lüks Tüketim grubuna girdiği için 350 TL (yaklaşık 1 gram altın değeri) ile ürün fiyatı arasındaki miktarın % 25 i vergi olarak ödenir. Bu ikinci el satılan araçlarda da aynıdır.

Yurtdışından ithal edilen araçlarda vergi oranı daha yüksek olabilir.

Bugün olduğu gibi her yıl tekrar motorlu taşıtlar vergisi ödenir; Yıllık vergi her araç için fatura toplam tutarının (vergi dahil) % 2,5 udur. Araca sahip olunan 10 yıl boyunca bu vergi ödenir, satın almadan 10 yıl sonra vergi ödenmez (sıfır ve ikinci el araçlar için geçerlidir). O araç satılıp başka araç satın alınırsa yeni araç aynı şekilde vergilendirilir.

 

GAYRİMENKUL VERGİLERİ

Satın Alınan Gayrimenkullerde (Konut/İşyeri) Vergi Oranları;

* Bir kişi satın alacağı ilk gayrimenkul için (sahip olunacak tek gayrimenkul) vergi ödemez.

* Bir işletme satın alacağı ilk gayrimenkul için fatura tutarının % 10 u kadar vergi öder.

* Daha sonra satın alınacak ikinci gayrimenkul için (satın alınan diğer gayrimenkul duruyorsa) fatura tutarının % 10 u kadar vergi ödenir. (kişi/işletme)

* Daha sonra satın alınacak üçüncü gayrimenkul için (satın alınan diğer 2 gayrimenkul duruyorsa) fatura tutarının %15 i kadar vergi öder.

* Daha sonra satın alınacak dördüncü gayrimenkul için (satın alınan diğer 3 gayrimenkul duruyorsa) fatura tutarının %20 si kadar vergi öder.

* Daha sonra satın alınacak beşinci gayrimenkul için (satın alınan diğer 4 gayrimenkul duruyorsa) fatura tutarının %25 ı kadar vergi öder.

* Daha sonra satın alınacak diğer tüm gayrimenkuller için (satın alınan diğer gayrimenkuller duruyorsa) fatura tutarının %30 u kadar vergi ödenir.

* Bu oranlar paranın mümkün olduğunca gayrimenkule yatırılmasını ve gayrimenkullerin değerlerinin aşırı artmasını engellemek ve de paranın ticarette kullanılmasına yönlendirmek için koyulmuştur. Bu sayede insanlar çok sayıda ev almak istemeyeceklerinden ev fiyatları gereğinden fazla artmayacağı için düşük gelirli insanlar da ev alma imkanına kavuşabilirler ve gayrimenkule yatırılacak para ticarette kullanılarak işletmelere sermaye sağlanılabilir.

 

* Ortak alınacak gayrimenkullerde (konut/işyeri) fatura tutarının %15 i kadar vergi ödenir. (Gayrimenkul sayısı önemli değildir)

 

ARSA ALIM VERGİSİ

Yerleşim Yeri Arsaları; (kişiler/işletmer)

* Sahip olunacak 500 m2 ye kadar olan arsalarda vergi oranı Fatura tutarının %10 u dur.

* Sahip olunacak 1.000 m2 ye kadar olan arsalarda vergi oranı Fatura tutarının %15 i dir.

* Sahip olunacak 1.000 m2 nin üstündeki arsalarda vergi oranı Fatura tutarının %20 si dir.

Bir kişi veya işletme ilk defa arsa alıyorsa yukarıdaki oranlar uygulanır.

Bir kişi veya işletmenin mevcut başka arsa/arsaları varsa ve başka bir arsa daha alıyorsa;

Bir kişinin veya işletmenin daha önceden kaç m2 arsası varsa sahip olduğu arsa toplam m2 alanı 100 e bölünür ve çıkan sonuç yukarıdaki vergi oranlarına eklenir.

Örneğin; Bir kişi veya işletmenin daha önceden 600m2 arsası var ve yeni 1500 m2 arsa alıyorsa; 600/100=6, 1500m2 için ödenecek vergi %20 ve +%6 toplam %26. Fatura tutarının %26 sını vergi olarak öder.

* Satın alım işlemlerinde vergi satın alım işleminden sonra 1 ay içinde ödenir.

İnşaat firmaları için yukarıdaki ilk defa arsa alınırken uygulanan oranlar uygulanır. Fakat arsa alım tarihinden en geç 2 yıl içinde inşaata başlamak (ilgili belediyeden inşaat ruhsatı almak) ve başladıkları inşaatı ruhsat süresince bitirmek zorundadırlar. 2 yıl içinde inşaata başlamazlar ya da ruhsatta belirtilen zamanda inşaatı bitirmezlerse arsa alım sırasında ödedikleri vergi kadar yeniden vergi ödemek zorundadırlar. Aldıkları arsayı 2 yıl içinde tekrar satarlarsa ikinci kere ödemeleri gereken vergiyi ödemezler.

İnşaat firmaları arsa alıp bina yaptıklarında arsa tapususu Konut/ işyeri tapusuna/tapularına dönüştürülür.

Ortak alınacak arsalarda yukarıdaki ilk defa arsa alınırken uygulanan oranlar uygulanır. (Arsa sayısı önemli değildir)

* Bu oranlar arsaların mümkün olduğunca tek elde toplanmasının önüne geçmek için koyulmuştur.

 

Tarım Arazileri

* Sahip olunacak 5.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %5 i dir.

* Sahip olunacak 10.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %10 u dur.

* Sahip olunacak 20.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %15 i dir.

* Sahip olunacak 30.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %20 si dir.

* Sahip olunacak 40.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %25 i dir.

* Sahip olunacak 50.000 m2 ye kadar olan arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %30 u dur.

* Sahip olunacak 50.000 m2 nin üstündeki arazilerde vergi oranı Fatura tutarının %35 i dir.

Bir kişi veya işletme ilk defa tarım arazisi alıyorsa yukarıdaki oranlar uygulanır.

Bir kişi veya işletmenin mevcut başka tarım arazisi/arazileri varsa ve başka bir arazi daha alıyorsa;

Bir kişinin veya işletmenin daha önceden kaç m2 tarım arazisi varsa sahip olduğu arazi toplam m2 alanı 1000 e bölünür ve çıkan sonuç yukarıdaki vergi oranlarına eklenir.

Örneğin; Bir kişi veya işletmenin daha önceden 8.000m2 arazisi var ve yeni 17.000 m2 arazi alıyorsa; 8.000/1.000=8, 17.000m2 için ödenecek vergi %20 ve +%8 toplam %28. Fatura tutarının %28 ini vergi olarak öder.

* Satın alım işlemlerinde vergi satın alım işleminden sonra 1 ay içinde ödenir.

* Bu vergi oranları küçük çiftçileri korumak ve tarım arazilerinin belli ellerde toplanmasını engellemeye yönelik olarak belirlenmiştir.

 

İnşa Edilen Binalarda Vergi Miktarı

Arsa rayici, m2, birim, tür (konut, işyeri) v.b. verilere göre ilgili belediyenin o günkü koyacağı değer üzerinden hesaplanır.

Yeni yapılan binalarda inşaat tamamlandıktan sonra 2 yıllık geçici tapu/tapular çıkarılır. Bu süre zarfında belediyenin başlangıçta aldığı inşaat izin vergisi hariç vergi alınmaz. 2 yıl içinde yapılan bu gayrimenkul veya gayrimenkuller satıldığı zaman aşağıdaki satış vergisi uygulanır, 2 yıl içinde satılmazsa (geçici tapu çıkarma tarihinden itibaren) gayrimenkul/gayrimenkuller o binayı yapanın üzerine olduğu düşünüldüğünden yıllık gayrimenkul vergisi o kişiden/işletmeden alınır.

 

Satılan Gayrimenkullerde Vergi Miktarı

Gayrimenkul satışlarında vergi oranı (satan tarafın ödeyeceği) %15 dir.

Bir evi olan bu vergiyi ödemez. (sattığı evden başka evi olmayanlar). Satış işleminden sonraki 3 yıl içinde başka bir ev yada evler satarsa o evler için %15 oranında vergi öderler.

Satış işlemlerinde vergi satış işleminden sonra 1 ay içinde ödenir.

 

Yıllık Gayrimenkul Vergisi: (Konut, İşyeri)

Gayrimenkul vergileri Arsa rayici, m2, tür (konut, işyeri) v.b. verilere göre ilgili belediyelerin belirlediği miktarda yıllık olarak ödenir.

Bir kişinin veya işletmenin kaç gayrimenkulu varsa her gayrimenkul için ödenmesi gereken vergiler toplanır ve toplam kaç gayrimenkul varsa o sayı 2 ye bölünerek çıkan sonuç vergi toplamı ile çarpılır.

Örneğin; Bir kişinin veya işletmenin 6 gayrimenkulü varsa, önce her bir gayrimenkul için ödenmesi gereken vergi ilgili belediyeden öğrenilir ve 6 gayrimenkul için ödenmesi gereken vergiler toplanır. Sonra toplamda 6 gayrimenkul olduğu için bu sayı 2 ye bölünür (6:2=3) elde edilen sayı ile 6 gayrimenkul için ödenmesi gereken toplam vergi çarpılır (3 * 6 gayrimenkul için ödenmesi gereken toplam vergi). Ve elde edilen miktarda vergi ödemesi yapılır.

Yukarıdaki hesaplamaya göre 1 gayrimenkulü olanlar ilgili belediyenin belirlediği verginin yarısını, 2 gayrimenkulü olanlar ilgili belediyenin belirlediği vergiyle aynı miktarda vergi öderler.

Tapu birden fazla kişiye aitse (ortak tapular); “Bir kişinin veya işletmenin kaç gayrimenkulu varsa her gayrimenkul için ödenmesi gereken vergiler toplanır ve toplam kaç gayrimenkul varsa o sayı 2 ye bölünerek çıkan sonuç vergi toplamı ile çarpılır.” kuralı uygulanmaz Sadece ilgili belediyenin belirlediği vergi miktarı ödenir. (Gayrimenkul sayısı önemli değildir)

Ortak tapular kişinin tek başına sahip olduğu tapular toplamına ilave edilmez. Ayrı hesaplanır.

* Bu oranlar paranın mümkün olduğunca gayrimenkule yatırılmasını ve gayrimenkullerin değerlerinin aşırı artmasını engellemek ve de paranın ticarette kullanılmasına yönlendirmek için koyulmuştur.


Yıllık Arsa Vergisi

Arsa vergileri Arsa rayici, m2 v.b. Oranlara göre ilgili belediyelerin belirlediği miktarda yıllık olarak ödenir.

Yerleşim Yeri Arsaları Yıllık Vergi

Arsa rayici, m2 v.b. Oranlara göre ilgili belediye her arsa için ayrı ayrı m2 birim fiyatı belirler ve bu arsanın m2 si ile çarpılır ve çıkan sonuç vergi olarak ödenir. (yada ilgili belediye her arsa için ayrı ayrı toplam vergi miktarını belirler)

Bir kişinin veya işletmenin birden fazla arsası (tapusu) varsa her tapu için yukarıdaki işlem uygulanır ve ilaveten aşağıdaki hesaplama yapılır.

Bir kişinin veya işletmenin kaç tapusu (arsası) varsa her tapu için ödenmesi gereken vergiler toplanır ve toplam kaç tapu (arsa) varsa o sayı 2 ye bölünerek çıkan sonuç vergi toplamı ile çarpılır.

Örneğin; Bir kişinin veya işletmenin 6 tapusu varsa, önce her bir tapu için ödenmesi gereken vergi ilgili belediyeden öğrenilir ve 6 tapu için ödenmesi gereken vergiler toplanır. Sonra toplamda 6 tapu olduğu için bu sayı 2 ye bölünür (6:2=3) elde edilen sayı ile 6 tapu için ödenmesi gereken toplam vergi çarpılır (3 * 6 tapu için ödenmesi gereken toplam vergi). Ve elde edilen miktarda vergi ödemesi yapılır.

Yukarıdaki bu hesaplamaya göre 1 tapusu olanlar ilgili belediyenin belirlediği verginin yarısını, 2 tapusu olanlar ilgili belediyenin belirlediği vergiyle aynı miktarda vergi öderler.

* Bu oranlar paranın mümkün olduğunca gayrimenkule yatırılmasını ve gayrimenkullerin değerlerinin aşırı artmasını engellemek ve de paranın ticarette kullanılmasına yönlendirmek için koyulmuştur.

Tapu birden fazla kişiye aitse sadece ilgili belediyenin belirlediği vergi miktarı ödenir. (Tapu (arsa) sayısı önemli değildir)

Ortak tapular kişinin tek başına sahip olduğu tapular toplamına ilave edilmez. Ayrı hesaplanır.

 

Tarım Arazileri Yıllık Vergi

Bir kişinin veya işletmenin sahip olduğu tarım arazileri için ilgili belediye/ler m2 birim fiyatı belirler. (ilçe/ler genelindeki tüm tarım araziler için tek fiyat)

Sahip olunan 5.000 m2 ye kadar olan tarım arazilerinde ilgili belediye m2 birim değerini belirler ve m2 birim değeri ile toplam m2 çarpılır.

Sahip olunan 10.000 m2 ye kadar olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 1,5 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Sahip olunan 20.000 m2 ye kadar olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 2 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Sahip olunan 30.000 m2 ye kadar olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 2,5 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Sahip olunan 40.000 m2 ye kadar olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 3 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Sahip olunan 50.000 m2 ye kadar ve olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 3,5 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Sahip olunan 50.000 m2 nin üstünde olan tarım arazilerinde ilgili belediyenin belirlediği m2 birim değeri ile 4 çarpılır ve çıkan sonuç toplam m2 ile çarpılır.

Tapu birden fazla kişiye (veya işletmeye) aitse (Ortak tapular her biri için);

Ortak tapulu arazilerde her tapu için m2 ye göre yukarıdaki işlemler ayrı ayrı yapılır. Örneğin tapu 12.000 m2 ise 12.000*2*m2 birim fiyat= vergi.

Ortak tapulardaki sahip olunan m2 ler kişilerin sahip oldukları m2 toplamına ilave edilmez. Ayrı hesaplanır. (tapu sayısı önemli değildir)

* Bu vergi oranları küçük çiftçileri korumak ve tarım arazilerinin belli ellerde toplanmasını engellemeye yönelik olarak belirlenmiştir.

* Yukarıda bulunan çarpım değerleri ihtiyaca göre değiştirilebilir.

* İlgili belediyeler işletmelerin sahip olduğu arazilerin m2 birim değerlerini farklı (daha yüksek) belirleyebilir.

 

DİĞER

 

Her türlü Gayrimenkul (Ev, İşyeri) kiralarından ve arsa kiralarından (icardan elde edilen ürünler hariç) elde edilen gelirin %50 si vergi olarak devlete ödenir. Taksi plaka kiralaması v.b. her türlü kiralama gelirleri de bu kapsam dahilindedir.

***Kira gelirlerinin %50 sinin devlete vergi olarak ödenmesi belki ilk başta kiraların artacağını düşündürebilir. Fakat bir kimse bir yerden 10 bin TL kira alıyorsa onu 20 bin TL yapıp durumu eşitlemek istese de aynı yere o anda 20 bin TL verecek bir kiracı bulamaz. Mal sahiplerinin kira gelirleri kirayı arttırdıkları oranda olmayacağı için zam yapmak işlerine gelmez. Belki biraz kiralarda artış olabilir fakat bu da zamanla yine aynı dengeye gelir. Ayrıca gerekirse devlet işletmelere topladığı kira gelirinden yardım edebilir.

* Bu kural paranın mümkün olduğunca gayrimenkule yatırılmasını ve gayrimenkullerin değerlerinin aşırı artmasını engellemek ve de paranın ticarette kullanılmasına yönlendirmek için koyulmuştur. Ayrıca bu sayede insanların kiradan kazanacakları gelir düşük olduğundan gayrimenkul almak istemeyeceklerinden gayrimenkul değerleri ve kira değerleri artmayacağı için işletmeler için büyük bir ödeme kalemi olan kira giderlerinde düşüş olacaktır.

Ayrıca %50 kira geliri devlet için büyük bir gelir kaynağı olacaktır.

 

Bu sistemde faiz yoktur ve insanlar mümkün olduğunca ihtiyacı dışında gayrimenkule yatırım yapmaktan uzak tutulmaya ve gayrimenkullerin mümkün olduğunca belirli kişilerin elinde toplanmasına engel olunmaya çalışılmıştır.

 

Faizden, gayrimenkul ve bu tür rantlardan fazla para kazanamayan, para sahipleri paralarını Ticarette, Hisse senedi borsalarında ve yatırım projelerinde değerlendirmek zorunda kalacaklardır.

 

Ayrıca Faize ve Gayrimenkule paralarını yatıramayanların ellerindeki parayı dost ve akrabalarına borç (faizsiz yardım amaçlı) vermek için kullanmalarının da yolu açılmış olur.

 

Bu sistemde çalışanlar gelirden pay (minumum %25) aldığından dolayı maddi olarak daha iyi durumda olacakları için borç almaya çok ihtiyaçları olmayabilir. Sistemde Faiz olmadığı içinde ev, araba v.b. şeyler almak istediklerinde paraları yetmediğinde faizsiz taksitle uzun vadeli alabilecekleri bir ortam oluşacaktır.

 

Ülke içindeki sistemde faiz yoktur, fakat dünya şartlarını göz önüne aldığımızda şu an için dünyadan kopamayacağımız için Devlet gerekli durumlarda dışarıdan faizle borç para alabilir fakat ülke içine faizle para vermez, gerekli durumlarda vergi oranlarını arttırarak aldığı parayı geri öder. Özel işletmeler dışarıdan doğrudan faizle borç alamaz fakat hisse senedi satışı veya proje ortaklığıyla yatırımcı bulabilir.

 

* Vergi ile ilgili cezai şartlar ve durumlarda; Daha önce Cezai Şartlar ve Durumlarda belirttiğimiz kurallar, oranlar/miktarlar uygulanır.

 

 

 

 

 

 

 

SEÇİM SİSTEMİ

 

MECLİS SEÇİMLERİ

İlçelerde ilçe meclis üyesi seçimi yapılır, seçilen meclis üyeleri hem o ilçe meclisi, hem o il meclisi, hemde ülke meclisi için seçilirler.

İlçelerde meclis üyesi seçimi ilçe nüfus miktarına göre belirlenir. Her 10 bin kişilik nüfus için 1 meclis üyesi seçilir.

Örneğin nüfusu 34 bin olan bir ilçede 4 meclis üyesi seçilir, 172 bin olan bir ilçde ise 18 meclis üyesi seçilir, 483 bin olan bir ilçede ise 49 meclis üyesi seçilir.

Nüfusu 10 binin altında ve 10 bin ile 20 bin arasında olan ilçelerde 3 meclis üyesi seçilir. (En az meclis üyesi sayısı 3 tür).

İlçelerde tek kişilik belediye başkanlığı makamı yoktur onun yerine en az 3 kişiden oluşan ilçe meclisleri vardır ve ilçe ile ilgili tüm kararlar ilçe meclisinde alınır.

İlçe ile ilgi karar almak için ilçe meclisi toplanır ve oylama yapılır oy çoğunluğuna göre karar uygulanır. Bu toplantılar düzenli bir takvime göre yapılır. Örneğin haftada 2-3 gün v.b. Bazen de olağanüstü durumlarda acil toplantılar düzenlenebilir.

Diğer günlük işlerde Belediyede çalışan atanmış kişiler yetkilidir.

Meclisin idari işleri atanmış memurlar tarafından yapılır. Meclis için istenirse üyeler arasından Meclis başkanı seçilebilir. Bu sadece oturumların kolay yönetilebilmesi içindir. Meclis başkanları diğer üyelerle aynı yetkilere sahiptir.

İlçe Meclisleri kanunlara uygun olarak belediyede çalışan kişileri atayabilir, yer/görev değişikliği yapabilir veya işten çıkartabilir.

İlçe Meclisi ilçe ile ilgili kararlar almada ve denetimde yetkilidir.

İlçe meclislerine seçilen kişiler aynı zamanda İl meclisi üyeleridir.

İl meclisi ilçe meclislerine seçilen üyelerden oluşur. İllerde tek kişilik belediye başkanlığı makamı yoktur onun yerine il meclisleri vardır ve il ile ilgili tüm kararlar il meclisinde alınır.

İl ile ilgi karar almak için il meclisi toplanır ve oylama yapılır oy çoğunluğuna göre karar uygulanır. Bu toplantılar düzenli bir takvime göre yapılır. Örneğin haftada 2-3 gün v.b. Bazen de olağanüstü durumlarda acil toplantılar düzenlenebilir.

Diğer günlük işlerde Belediyede çalışan atanmış kişiler yetkilidir.

Meclisin idari işleri atanmış memurlar tarafından yapılır. Meclis için istenirse üyeler arasından Meclis başkanı seçilebilir. Bu sadece oturumların kolay yönetilebilmesi içindir. Meclis başkanları diğer üyelerle aynı yetkilere sahiptir.

Her meclis üyesinin bir oyu vardır. (Nüfusu 10 binin altında olan ilçelerde seçilen 3 üyenin toplam 1 oy hakkı vardır, bu 3 üye önce kendi aralarında oylama yapar ve sonucu il meclisinde 1 oy kabul edilir.

Nüfusu 10 bin ve 20 bin arasında olan ilçelerde seçilen 3 üyenin toplam 2 oy hakkı vardır, bu 3 üye önce kendi aralarında oylama yapar ve sonucu il meclisinde 2 oy kabul edilir.

Diğer ilçelerde ise meclis üye sayısına göre oy hakları vardır.

İl Meclisleri kanunlara uygun olarak İl belediyesinde çalışan kişileri atayabilir, yer/görev değişikliği yapabilir veya işten çıkartabilir.

İl Meclisi il ile ilgili kararlar almada ve denetimde yetkilidir.

İlçe meclislerine seçilen kişiler aynı zamanda ülke meclisi üyeleridir.

Ülke meclisi ilçe meclislerine seçilen üyelerden oluşur.

Her meclis üyesinin bir oyu vardır.

Nüfusu 10 binin altında olan ilçelerde seçilen 3 üyenin toplam 1 oy hakkı vardır, bu 3 üye önce kendi aralarında oylama yapar ve sonucu ülke meclisinde 1 oy kabul edilir.

Nüfusu 10 bin ve 20 bin arasında olan ilçelerde seçilen 3 üyenin toplam 2 oy hakkı vardır, bu 3 üye önce kendi aralarında oylama yapar ve sonucu ülke meclisinde 2 oy kabul edilir.

Diğer ilçelerin ise meclis üye sayısına göre oy hakları vardır.

Ülke ile ilgi karar alınırken her meclis üyesi kendine göre evet ve hayır diyebilir, sonuç toplam oy sayısının çoğunluğuna göre belirlenir.

Ülke meclisinin yetkileri ve görevleri bugünkü TBMM ile aynıdır.

Ayrıca bugün olduğu gibi Hükümet kurması ve yönetmesi için Başkanlık makamı vardır.

* Bu sistemde meclis üyelerinin seçiminde siyasi partiler yoktur, seçilen kişiler bizzat ilgili vatandaşlar tarafından seçilerek meclislere yollanır. Bu yüzden bu sisteme en başta siyasi partiler itiraz edebilir. (Meclis üyelerinin seçiminde siyasi partiler yoktur fakat Başkan seçimlerinde Başkanı ve ekibini oluşturmak ve izlenecek politikalar ve yapılacak işler ile ilgili planlar yapmak için siyasi partiler olabilir.)

Seçilen kişiler kendilerini seçen kişilerin isteklerine göre hareket ederler, siyasi partilerin veya belli bir kişi ve zümrenin değil.

* Bu şekilde Halk doğrudan yönetimde söz sahibi olmaktadır.

Seçilen kişiler yeni bir seçime kadar görevlerini yapar seçimden sonra kimler seçildiyse (görevde olanlar tekrar seçilebilirler) onlar göreve devam eder.

Meclisler ilçelerde kurulur, ilçe meclis üyeleri il ve ülke meclisleri için başka yere gitmezler (olağanüstü bir durum olmadıkça).

Oylamalar kapalı devre televizyon ve internet üzerinden canlı olarak yapılır. Meclis üyeleri ve halk tüm oylamaları canlı olarak takip edebilir. Yapılan sistemle kimin ne oy verdiğini herkes görebilir.

Meclis üyeleri meclis toplantıları dışında kendi özel işlerini yapabilirler, Meclis üyeleri bir öğretmenin veya bir uzman doktorun aldığı ücret kadar ücret alabilir.

 

 

SEÇİMLER NASIL YAPILIR

18 yaşını geçmiş oy kullanabilen her vatandaş ilçe meclisleri için aday adayı olabilir.

Aday adayı olmak için İlçe seçim kurumlarına başvurmaları ve kendileri için bir kayıt açtırmaları gerekmekte, bunun için ilçe seçim kurumlarına 10 bin TL yatırmaları gerekmekte. (bu miktar değişebilir, işin ciddiyetini belirtmek için).

Daha sonra kendilerini destekleyen en az bin kişi (Oy kullanabilen bin kişi) bulmaları gerekmekte.

Adaylar bu işlemleri seçimlerden bir yıl önce yapmaya başlayabilir, adayları destekleyen en az bin kişi seçimlere bir ay kalana kadar ilçe seçim kurumuna giderek (bu süre zarfında, kısıtlama yok) destekledikleri aday için TC numaraları ile imza verebilirler.

Her bir kimse sadece bir adayı destekleyebilir. Bunun için yapılacak bir bilgisayar programı ile adayları destekleyen kişilerin birden fazla adayı desteklemesine engel olunur.

Bu süre zarfında Adayları destekleyen kişi sayısı bir internet sitesi üzerinden halkla anında devamlı paylaşılır. İmza veren kişilerin kimlikleri gizli tutulur, yalnızca adaylar bilebilir.

Verilen destek geri alınmaz. En az bin kişinin desteğini alan bir aday adayı ilçe meclis seçimleri için aday olabilir.

Adaylar seçimlerden bir yıl önceden çalışmalara başlayabilir ve kendi tanıtımlarını yapabilirler. Adaylar ilçe seçim kurumlarında belirtilen nitelikte kendi oy kartlarını bastırırlar ve (bunu onaylatırlar) bu süre zarfında vatandaşlara dağıtırlar.

Sandık başında ilçe seçim kurumları oy kartlarını koymak zorunda değildir, (bu kural duruma göre değiştirilebilir) adaylar isterlerse sandıkların bulunduğu yerlerde kendi oy kartlarını bırakabilir.

Vatandaşlar seçmek istedikleri kişinin daha önceden elde ettikleri oy kartını yada sandık başında bulunan oy kartlarından birini alarak kendilerine verilen zarfın içine sadece bir tane koyar ve zarfı seçim sandığına atarlar.

Seçim sandığında ilçe seçim kurumunun atadığı en az üç kişiden oluşan bir heyet vardır. (Oy kullanılması işlemi bugün olduğu gibi yapılır ve yukarıdaki bilgiler dışında seçim şart ve koşulları bugün ile aynıdır)

Seçim sonucunda en yüksek oyu alan kişiler İlçe meclis üyesi sayısına bağlı olarak ilçe meclislerine seçilirler.

Meclis seçimleri için aday adayları gerekli olan bin imzayı toplayamazlarsa, Meclis üye sayısına göre en yüksek imzayı toplayan adaylar meclis üyesi seçilir. (Seçim yapılmadan)

Meclis seçimleri 2 yılda bir yapılır. Seçimlere katılmak mecburi değildir.

 

 

BAŞKANLIK SEÇİMLERİ

İlçe meclis üyeleri Başkan adayı olmak için başvuru yapabilir. İlk önce ülke meclisinde başkan adayları oylanır ve en yüksek oyu alan ilk 10 kişi başkan adayı olabilir. Eşitlik durumlarında 10 aday tamamlanıncaya kadar son sıralardaki oyu eşit adaylar arasında seçim tekrar edilir.

Ayrıca herhangi 50 ilçe meclis üyesinin meclis dışından gösterebileceği bir kişi başkan adayı olabilir. (Bir meclis üyesi sadece bir kişiyi aday gösterebilir)

 

Seçim bugün olduğu gibi yapılır ve Başkan halk tarafından seçilir.

Başkanlık seçimleri 5 yılda bir yapılır.

Seçilen Başkanın görevleri ve yetkileri bugünkü başkan ile aynıdır.

Seçilen ülke meclisinin görevleri ve yetkileri bugünkü TBMM ile aynıdır.

Bugün olduğu gibi başkanın ve Meclisin birbirini feshetme yetkisi vardır. Şartlar bugün ile aynıdır, fakat Meclis seçimlerine 1 yıldan az bir zaman kalırsa Meclisin Başkanı feshetme yetkisi yoktur. Seçimden sonra yeni Meclis yapabilir. (Ancak Meclisin % 90 çoğunluk oyu ile Başkanlık seçimleri her zaman yenilenebilir)

Başkan/hükümet veya en az 50 meclis üyesinin desteğini alan bir üye meclise tasarı sunabilir.

Meclisin idari işleri Ankara'da atanmış kişiler (Devlet memurları) tarafından yapılır.

Meclis yönetimi için meclis üyeleri arasında bugün olduğu gibi seçimler yapılır ve seçilenler Ankara'da Mecliste görev yaparlar ve tüm bağlı bulundukları ilçe, il ve ülke için oylamalara Ankara'dan katılırlar. (Seçim yapmak zor olursa en yaşlı üyeler bu görevler için seçilir)

Meclis idari yönetiminde bulunan üyelerin aldıkları ücret daha fazla olabilir.

Muhtarlık seçimleri bugünkü gibi yapılır ve ilçe meclisleri ile beraber iki yılda bir yenilenir.

Yukarıda anlatılmayan konuların dışında seçim sistemi, meclis yönetimi, meclis üyeleriyle ve kanunlarla ilgi şartlar, kurallar bugünkü ile aynı olabilir.

 

 

 

 

 

EĞİTİM SİSTEMİ

 

Okullar çocukların sadece eğitim-öğretim gördüğü bir yer değil, gelişen teknoloji ve şehir hayatından dolayı yalnızlaşan çocukların daha çok sosyalleşebileceği, mutlu olabilecekleri bir yer olması ve zorla gittikleri bir yer olmaması gerekmektedir.

Günümüzde çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; diğer çocuklarla bire bir iletişimde olmak, oyunlar oynamak ve beraber vakit geçirip gerçek anlamda sosyalleşmektir. Bu yüzden öğretimdeki yoğun müfredatın hafifletilmesi, çocukların daha çok birbiriyle konuşabilmesi ve etkinlik içinde olabilmesi için gereken düzenlemeler yapılmalıdır.

* Bu kapsamda teneffüs süreleri en az 20 dakika olmalıdır.

Evde ve okulda hareketsiz duran çocukların beden gelişimi için hergün en az 1-2 saat Beden Eğitimi dersleri yapılmalı. Buna göre çocukların gelişimi için en uygun müfredat hazırlanmalı ve en az dersin yarısında çocuklar serbest bırakılarak öğretmenler gözetiminde kendi aralarında spor yapmaları (oyun oynamaları) sağlanmalı. (Aşağı yukarı günümüzdeki gibi)

Eğitim sistemindeki herşeyi öğretme; onu da öğretelim, bunu da öğretelim, şu eksik kalmasın, biz müfredata koyalım sorumluluk bizden çıksın mantığından vazgeçilmeli;

Öğrencinin hayatında hiç bir zaman kullanmayacağı konuları içeren kapsamlı içerik kaldırılmalı.

Öğrencinin ihtiyacı olan şeyi, ihtiyacı olan zamanda öğretmeye geçilmelidir.

Örneğin lisede çocuklara matematik dersinde İntegral, türev gibi konular öğretilmekte ve bunlarla ilgili birçok problem çözdürülmekte. Bu konular belki de öğrencilerin hayatı boyunca işine yaramayacak veya bir daha hiç karşılarına çıkmayacak.

Halbuki bu konular lise de sadece kavram olarak öğretilse, örneğin; İntegral nedir, nerede kullanılır, basitçe nasıl hesaplanır gibi öğretilse çocukların aklında daha iyi kalacaktır, ileride üniversitede okudukları bölümle ilgili olarak bu konuları kapsamlı bir şekilde öğrenmeleri gerekiyorsa orada öğrenmeleri daha iyi olacaktır.

Hatta bu konular çok zor veya uzunsa o bölümlerde bu konular için bir hazırlık sınıfı koyulmalıdır. Bu sadece matematik için değil, fizik, kimya, edebiyat v.b. derslerde de aynı şekilde uygulanmalıdır. Gerekli bölümlerde bu konular için bir hazırlık sınıfı koyulmalı ve gerekirse üniversitelerdeki yabancı dil hazırlık sınıfı kaldırılmalıdır. Bu konular Lise müfredatından çıkınca yabancı dil için okullarda daha çok zaman kalır ve üniversitede yabancı dil için hazırlık okumaya gerek kalmayabilir.

* Yabancı dil öğretme sistemimizi ve bakış açımızı da değiştirmemiz gereklidir. (Bu farklı bir konu fakat bunun için de bir çözüm mevcut; ayrıca açıklanacaktır)

Herşeyi Öğretme Mantığının Olumsuz Yönleri;

* Ağır müfredat öğrencinin okuldan soğumasına neden olur.

* Öğrenciler bu konularla uğraşmak zorunda kalacağı için diğer ihtiyacı olan şeylere yeteri kadar zaman ayıramaz.

* Öğrenciler de bu konuları belki de hayatlarında bir daha hiç kullanmayacaklarını düşündükleri için ister istemez boşuna uğraştıklarını düşünüp, ilgilerini kaybediyor ve sonuçta başarısız oluyorlar. (Bilinçaltı öğrenmeyi engelliyor)

* Konuları yeterince öğrenememe başarısızlığı, oda mutsuzluğu getirmektedir ve bu öğrencilerin tüm hayatlarına yansımaktadır.

* Avrupa'dan, ABD'den geri kalırız diye itiraz edebilecekler olabilir;

Bu konular müfredatta varda ne oluyor, sonuç ne? diye sormak gereklidir.

Avrupa ve ABD de müfredatlar bu kadar ağır değil, uluslararası öğrenci seviye ölçme sınavı PISA da dahi bu konular bizim öğrettiğimiz şekilde sorulmamakta, sadece öğrencilerin anlama ve sorun çözme yetenekleri ölçülmektedir.

Ayrıca çok az bir kısmı hariç Avrupa ve ABD gençliğinin ne halde olduğunu hepimiz görüyoruz.

Günümüzde okullarda bu konular müfredatta var fakat başarı oranı, bunları öğrenen öğrenci sayısı belki de %10 bile değil ve de bu şekilde öğrenmeleri de mümkün değil.

Öğrenmeyi başarabilenlerin çoğunluğu ise sadece sınav geçmek için öğrenmekte ve sınavı geçtikten sonra bu konular unutulup gitmekte. Çünkü biz bu konuları öğrencilerin gerçekten anlaması için değil öğrencileri seçebilmek için öğretmeye çalışıyoruz.

Bu konuda araştırma yapanlar dahil herkes bu gerçeği görüp, bilmekte. Yapılan araştırmalar bu konuların öğrencilerin yaşlarına göre ağır olduğunu göstermektedir. Fakat kimse bu konuda bir şey yapmamakta; Başkaları tarafından aptal veya cahil oldukları düşünülmesin diye susmakta yada susturulmaktadırlar. (kimse “Kral çıplak" diyememekte)

Bu müfredatta bir eğitim vermekteyiz fakat sonuç ortada; başarısızlık.

Bu konular tamamen kaldırılmasın, sadece gerektiği zaman, gerektiği kadar ve gereken kişilere öğretilsin.

Sonuçta öğrenciler lisede bu konuları görmese de ihtiyacı olanlar 1-2 yıl sonra üniversitede bu konuları görecekler.

Müfredatta bu konuların yerine çocukların daha çok ilgisini çekecek ve daha çok işine yarayacak değişiklikler yapılmalı.

Okullar çocukların zorla, mecburi gitttikleri bir yer değil, severek, isteyerek gittikleri, gerçek anlamda daha çok sosyalleşebilecekleri bir yer olmalı.

Bununla beraber yine de bu konuları özellikle öğrenmek isteyen, bu konulara meraklı öğrenciler için seçmeli dersler yapılabilir ve bu konular sınav kaygısı gütmeden isteyerek öğrenilebilir. (Üniversite giriş sınavında sorulmadan)

* Diğer bir önemli konu ise; Bu kapsamlı konuların Lise müfredatından çıkarılarak Üniversitelerde gösterilmesi Öğrencilerin Üniversite kazanmak için dersanelere gitmesini de engelleyecektir. Bu konular müfredattan çıkınca dersanelerin yaptığı işte kalkmış olacak ve dersanelere ihtiyaç kalmayacaktır. Dersane sorunu ancak bu şekilde çözülebilir.

Eskiden bilgiye ulaşmak çok zordu, o yüzden okullarda öğrencilere bu şekilde bilgi yüklemesi yapılması gerekiyordu. Günümüzde ise gelişen teknoloji sayesinde cep telefonlarından bile herkes anında istediği bilgiye ulaşılabiliyor. Şu an için önemli olan ezber bilgiden ziyade doğru bilgiye nasıl ulaşacağını ve onu nasıl kullanacağını bilen çocuklar yetiştirmemizdir.

Çocukları bir yarış atı gibi bu tür bilgileri ezberleterek sınavlara hazırlamaktan vazgeçilmelidir.

Kapasite yetersizliğinden dolayı ne yazık ki sınavları kaldırmamız şu an için imkansız o yüzden sınavlar sadece bilgiyi değil, yeteneği ve zekayı da ölçmelidir. Bu yüzden sınavlar Bilgi, Yetenek ve Zeka olarak 3 bölümde yapılmalı, ona göre puanlanarak ölçülmeli ve ona göre okullara yerleştirilmelidir.

 

Öğrencilerin düşünme ve yaratıcılık becerilerini geliştirmek için;

“Çözüm” dersleri koyulmalı;

Öğrencilere bir sorun veya problem verilmeli ve bunu nasıl çözerdiniz, sen olsan ne yapardın? diye sorulmalı; Öğrenciler bu sorun üzerinde düşünmeli sonraki günlerde sınıfta derste tüm öğrenciler buldukları çözümleri anlatmalı ve birbirlerinin fikirlerini dinlemeliler. (başkalarının görüşlerinden etkilenmeleri, farklı bakış açılarını görmek için)

Buldukları çözümler doğru yada yanlış olabilir önemli değil mühim olan düşünüp bir çözüm üretmeye çalışmaları ve buldukları çözümü paylaşmaları. (çocuklara ebeveynleri yardım edebilir, bir yerlerden kopya çekebilirler, önemli değil o şekilde de çocuklar yine bir şeyler öğrenecektir, zamanla kendilerini geliştireceklerdir)

Sorulacak sorunlar hayata dair her konuda olabilir, bazen sosyal, toplumsal sorunlar, bazen fiziki, bazen matematiksel veya görsel belki bazen de bir oyunla ilgili sorunlara çözüm bulmaları istenmeli. Ya da onlardan gördükleri bir sorunu sınıfta paylaşmaları ve buna beraber bir çözüm bulmaları istenmeli.

Çözümü sorulan sorunlar öğrencinin yaşına göre ayarlanmalı ve tüm okullarda İlkokul, ortaokul ve lise de devam etmeli ve bir sorun bittikten sonra devamlı başka bir sorun sorulmalı.

Başarılı çözümler üretenler ödüllendirilmeli. Öğrenciler tüm okul hayatlarında ürettikleri bu çözümlere ve katılımlarına göre de değerlendirilmeli ona göre puanlama yapılmalı, ona göre Üniversite için ek puanlar verilmeli.

Tabi bu çözümleri anlayacak ve değerlendirebilecek nitelikte öğretmenler olmalı.


"Gelecek Okuma" dersleri koyulmalı;

Derste öğrencilere bir konu vermeli ve bu 10 yıl, 20 yıl, 50 yıl veya 100 yıl sonra nasıl olacak diye fikir yürütmeleri istenmeli;

Bu konu bir nesne olabileceği gibi ülkeler, diller, moda gibi sosyal konular veya hayat ile ilgili herhangi birşey olabilir.

Bu şekilde dersler öğretmenin sınıfa gelip direk bilgi aktarmasından ziyade öğrencilerin derse katılarak, birlikte konuşarak, fikir üreterek, sohbet eder gibi işlenmesi şeklinde olmalıdır.

Ezber bilgi bilen değil düşünen, yaratıcı nesiller yetiştirmenin yolu burdan geçmektedir.


Fikir Atölyeleri kurulmalı; (Fen Projeleri ve Tasarımlar için)

Beceri ve tasarım atölyelerinden önce bunların temelini oluşturacak
Fikir Atölyeleri kurulmalı; Fikir yoksa proje/tasarım olmaz.

Fikir geliştirme dersleri olmalı; Derste öğrenciler yine tasarım veya fen projeleri üzerinde fikri bazda çalışmalı, fikirler üretmeli ve bu konularda proje üretmeye teşvik edilmeli.

Proje veya bir tasarım üreten, geliştiren öğrencilerin bu hazırladıkları proje ve tasarımlar ilgili öğretmen tarafından incelenmeli ve uygun görülen proje ve tasarım sahiplerinin bu proje ve tasarımlarını geliştirebilmesi, Devlet tarafından her ilçede kurulacak en az bir atölye/laboratuvar da çalışılması için onay verilmelidir. (Burada öğretmenin önemi çok büyük; yapılabilecek projeleri anlayabilecek yeterlilikte olmaları gerekmektedir)

***Devletin her ilçede en az 1 tane olacak şekilde kapsamlı ve her türlü Fen projesini ve tasarımı üretebilecek donanımda bir atölye/ laboratuvar açması gerekmektedir. Başarılı proje ve sahiplerinin, uzman öğretmenlerin yardımıyla buralarda projelerini geliştirmelerine destek verilmelidir.

 

“Yazılım” dersi;

Bu bir çok kez denendi fakat formalite olarak sadece bu dersi koyalım, ders var mı? Var, mantığıyla yapıldığı, yeterli bir içerik üretilmediği için başaralı olamadı.

En az 9.sınıf seviyesinde bu derse başlanmalı ve 12. sınıfa kadar devam ettirilmeli ve çocukların gerçekten öğrenebileceği ve başarılı bir şekilde yazılımlar yapabileceği bir içerik geliştirilmeli.

Özellikle geleceğin teknolojisine uygun ve gelecekte nesnelerin internet teknolojisinde en çok kullanılacak yazılım dili olan JAVA ve benzer yazılım dilleri ile gelişmekte olan ve ileride birçok yerde kullanılacak BLOCKCHAIN teknolojisi üzerinde durulmalı.

 

* Lisede öğrencileri bölümlere ayırmak doğru değildir. 14-15 yaşında bir çocuktan sen şimdi ileride ne olmak istiyorsan onu seç ona göre eğitim al demek yanlıştır. Bırakın 14-15 yaşındaki çocukları Lise son sınıf öğrencileri bile böyle bir seçim yapmakta zorlanmaktadır. Hatta şu anda üniversitede okuyan veya mezun olan çoğu kişi bile yaptıkları seçimlerden memnun değil. Herşey değişebilir, fikirler, beğeniler zamana göre değişebilir, o yüzden küçük yaştaki çocuklardan böyle bir seçimde bulunmalarını istemek doğru değildir. Kendilerini ne kadar tanırlarsa ve ona göre ne kadar geç seçim yaparlarsa o kadar iyi olur. Lisede çocuklar bölümlere ayrılmadan aynı eğitimi almalı sadece Üniversiteye girerken seçim yapmalılar. Tabi Lisede isteyen öğrencilere yeteneklerine göre seçmeli ders verilebilir. (Bu dersleri de sırf formalite olsun diye değil gerçek anlamda işe yarar bir şekilde vermek gereklidir.)

 

 

MESLEK LİSELERİ

Meslek liseleri sistemi değiştirilmeli lise seviyesinde değil, liseden sonra gidilen meslek okulları olarak yapılandırılmalı. Liseyi bitiren ve bir üniversiteye gidemeyen yada gitmeyen öğrenciler isterlerse bulundukları yerlerde bu meslek okullarına devam edebilmeliler. Liseden sonra 2 yıl başka ders görmeden sırf seçtikleri meslekle ilgi eğitim almalılar.

4 yıl lise + 2 yıl meslek okulu olabilir yada 6 yıl çok diye düşünülürse eskiden olduğu gibi lise 3 yıl olabilir. (Liselerdeki ağır müfredat kalkınca 3 yıl yeterli olabilir) Öğrenciler bu okullara liseden sonra 25 yaşına kadar kayıt yaptırabilmeliler.

Bu şekilde liseden sonra boşta kalan ne yapacağını bilemeyen öğrencilerin durumu da çözülmüş onları bir mesleğe yönlendirmiş ve de meslek okullarına da gerçek bir işlerlik kazandırmış oluruz.

Aynı zamanda kalifiye ara çalışan sorununu da çözmüş oluruz.

Meslek okullarını bitirenler yine girecekleri sınavda bölümleri ile ilgili ek puanlar alarak Meslek Yüksek Okullarına geçebilirler.

Çocuklar 14-15 yaşında meslek liseleri seçimiyle karşılaştıklarında henüz buna hazır olmadıkları, hayatları ile ilgili bir seçim yapacak yeterlilikte olmadıkları için bu okullara karşı istekli olmadıklarından Meslek liselerini tercih etmemekteler. Bu yüzden bu okullar liseden sonra olursa daha doğru olur.

 

*İmam Hatip okulları bu sistemin dışındadır, bu okullar bugün olduğu gibi devam edebilir.

 

Yukarıda belirtilenler bugünkü eğitim sisteminde yapılması gereken ana değişikliklerle ilgilidir. Yukarıdaki konuların dışında kalan diğer konular ve dersler üzerinde ayrıca çalışılabilir.

 

 

 

 

 

TARIM SİSTEMİ

 

KÖY İMECE TOPLULUKLARI (KİT)

Köylerde ikamet eden en az 20 kişinin bir araya gelmesiyle bir Köy İmece Topluluğu kurulur. 18 yaşını geçmiş, köyde kendi adına en az 3 dönüm tarım arazisi olan Kadın-Erkek herkes katılabilir.

Amaca ulaşmak için gereken maddi destek topluluktaki üyelerden eşit miktarlarda alınır.

Tüm üyeler eşit haklara sahiptir.

Ticari faaliyet göstermek isterlerse sadece imalat İşletmeleri Türünde faaliyet gösterirler ve ona göre vergilendirmeye tabi olurlar. İlgili yere (vergi dairesi, noter) başvuru yapılarak işletme için bir iş sözleşmesi yapılıp bir vergi numarası alınır ve fatura bastırılır.

Her zaman ticari faaliyet içinde olmayabilirler.

Yönetim için seçimler yapılır, 4 kişiden oluşan bir yönetim kurulu seçilir ve bu 4 kişiye beşinci kişi olarak köy muhtarı dahil olur.

Bu kurul idari işleri üstlenir. Yönetimdeki 5 kişi eşit haklara sahiptir. İsterlerse kendi aralarında iş bölüşümü yapabilirler.

Köy İmece Topluluğunda yapılan genel toplantıda alınacak karara göre bu yönetim kurulu üyelerine yapılacak işlerden dolayı bir ücret ödenmesi kararlaştırılabilir.

Tüm oylamalara üye toplam sayısının en az %70 inin katılması gereklidir.

Topluluk üyelerinin en az %30 unun imzalı isteğiyle seçimlerden en az 30 gün sonra tekrar seçimler yapılabilir. Bu süre zarfında idari yönetim seçilen kişilerdedir. (Topluluk üyelerinin en az %30 unun imzalı isteğiyle seçimler her zaman yenilenebilir; en az 30 gün sonra).

Tüm kararlar Köy İmece Topluluğunun genel toplantılarında üyelerinin yapacağı oylamalarda oy çokluğuna göre alınır. Oylamalara üye toplam sayısının en az %70 inin katılması gereklidir.

Bir toplatıda alınan karara itiraz edip değiştirmek için toplam üye sayısının %30 unun imzalı dilekçesi gereklidir. Gerekli imza sayısına ulaşılınca o konu bir sonraki toplantıda tekrar oylanır, oylama sonucuna göre hareket edilir. (bir konu hakkında 1 yıl içinde en fazla 3 kere oylama yapılabilir)

Yapılacak toplantılar idari yönetim tarafından üyelere bildirilir.

Yapılacak toplantılara 5 kere üst üste katılmayan üyelerin o yılki üyelikleri ve hakları dondurulur. Bir sonraki sene aynı şekilde üyelik tekrar devam eder.


KÖY İMECE TOPLULUKLARININ GÖREVLERİ;

Köy İmece Topluluğu üyelerinin sahip olduğu tüm 3 dönüm ve üzerindeki tarım arazilerinde işler Köy İmece Topluluğu tarafından ortaklaşa yapılır;

Bu amaç için gereken tüm alet ve makineler ortak olarak satın alınır yada kiralanır.

Makineleri kullanan kişilerin ücretleri Köy İmece Topluluğu tarafından ortak ödenir (yada aralarında anlaşırlarsa beraber ücretsiz yapılabilir)

İnsan iş gücü o anda üstünde çalışılan tarım arazisi sahibi tarafından karşılanır. (yada aralarında anlaşırlarsa beraber ücretsiz yapılabilir)

Giderlere üye tarım arazisi sahipleri sahip oldukları m2 oranında katılım yaparlar.

Örneğin toplam gider 1000.000 TL ise ve toplam tarım arazisi 100.000 m2 ise, m2 başına gider 10 TL olarak hesaplanır ve 5.000 m2 tarım arazisi sahibine ödemesi için düşen pay 50.000 TL olur.

Tohum, Gübre, Tarım ilaçları gibi zirai kimyasallar, mazot ve diğer ihtiyaçlar ortaklaşa alınır ve herkes sahip olduğu m2 oranında giderlere katılır. (Ortaklaşa alınan bu ürünler tarım arazisinde kullanılmışsa o tarım arazisinin sahibi giderlere ortak olur, bunlardan biri veya birkaçı kullanılmamışsa o giderler ortak olmaz)

Bu tür ihtiyaçların toplu olarak alınması maliyetleri çok daha düşürecektir.

Ayrıca Devlet üretimle ilgili mazot yardımı, Makine/teçhizat yardımı, sulama, gübre yardımı yada herhangi bir yardım/teşvik yapacaksa bunu kişilere değil Köy İmece Topluluklarına yapar.

Köy İmece Topluluğunda üyeler aralarında anlaştıkları takdirde ne ekeceklerine ortak karar verebilir ve toplu olarak aynı ürünü ekebilirler.

Ortak karar veremedikleri takdirde isteyen kendi arazisine ne ekeceğine kendi karar verir ve ekeceği ürün için yukarıda belirtilen masraflar haricindeki giderleri kendi karşılar.

İşler kura usulüyle, planlanarak sırayla yapılır.

Elde edilen ürünler toplu olarak Köy İmece Topluluğu tarafından satılır.

Ürünlerin satışı için Köy İmece Topluluğu bir organizasyon kurabilir.
Köy İmece Topluluklarının satış organizasyonunda bizzat kendilerinin yer alabilecek olması aradaki bir/iki aracıyı devre dışı bırakacak ve üreticiler hak ettikleri geliri elde edebilecek ve tüketicilere ürünler daha uygun fiyatlara ulaşabilecektir.

Üyeler kendilerine ait tarım arazilerinden elde ettikleri ürünlerin karşılığında ödeme alırlar.

3 dönüm altındaki tarım arazilerinde arazi sahipleri istediklerini yapabilirler. (isterlerse bu tarım arazilerini de Köy İmece Topluluğuna sokabilirler)


Sahibi veya Sahipleri Tarafından Ekilmeyen Tarım Arazilerinin Durumu

Köy İmece Toplulukları köyde 1 dönüm üzerinde bulunan ve en az 2 yıldır ürün ekilmeyen tarım arazilerine ürün ekme, elde edilen ürünü satma, elde edilen geliri üyeler ve arazi sahibi /sahipleri arasında dağıtma hakkına sahiptir.

Köy İmece Topluluğu tarafından önce köyde bulunan ve en az iki yıldan beri ekilmeyen 1 dönümden büyük tarım arazileri belirlenir.

Sonra bu tarım arazilerinin sahipleri belirlenir.

Eğer bu tarım arazi sahipleri birden çok (ortak tapu) ise hak sahipleri için hak oranları Köy İmece Topluluğu tarafından belirlenir; Devlet Köy İmece Topluluğuna tapu kayıtlarında mal sahiplerinin belirlenmesi konusunda gereken yardımı yapar.

Çok sahipli tarım arazilerinde eğer mal sahipleri arasında kanunen kesin bir bölüşüm yoksa, Köy İmece Topluluğu tarafından en az % 70 üyenin katılımıyla yapılan bir toplantıda oy birliği ile mal sahiplerinin hak oranları tespit edilir. (Oranlar belirlenirken oy çokluğu aranır)

Tespit edilen oranlar Köy İmece Topluluğu kayıtlarına işlenir. Bu her bir tarım arazisi için yapılır. Bundan sonra elde edilecek gelir bu tespit edilen oranlar doğrultusunda pay edilir.

Bu oranlar dağıtılırken hak sahipleri hayatta ise sadece kendileri pay alır çocukları ve eşi pay almaz, Eğer hak sahibi hayatta değilse paylar eşi (eşi yaşıyorsa) ve çocukları arasında eşit olarak dağıtılır. Akıl sağlığı yerine olmayan anne ve babalarının çocukları hak sahibi olabilir.

Köy İmece Topluluğu tarafından ekilen bu tür tarım arazilerinde elde edilen ürünün %70'i Köy İmece Topluluğuna aittir. Ürünler satıldıktan sonra elde edilen gelir üyeler arasında eşit olarak dağıtılır.

Elde edilen ürünün % 30'u arazi sahiplerine aittir. Elde edilen ürün Köy İmece Topluluğu tarafından satılır ve elde edilen para arazi sahibinin/sahiplerinin daha önceden vermiş oldukları banka hesaplarına yatırılır. (Arazi sahipleri arasında sahip olma oranına göre daha önceden belirlenen oranlara göre para hesaplara yatırılır.)

Tarım arazisi hak sahipleri elde edilen paranın hesaplarına yatırılması için Köy İmece Topluluğuna hesap numaralarını bildirmek zorundadırlar. Hesap numarası bildirmeyenler için Köy İmece Topluluğu parayı kendi adına açtığı bir hesaba yatırır, (parayı Köy İmece Topluluğunun 5 yönetim kurulu üyesinin aynı anda imzası olmadan kimse tek başına çekemez) parasını almayan tarım arazisi hak sahipleri 2 yıl içinde Köy İmece Topluluğuna başvurup kendi haklarına düşen parayı alabilirler. 2 yıldan sonra alınmayan paralar Köy İmece Topluluğuna devredilir ve üyelere eşit miktarda dağıtılır.

Hak oranları ve dağıtılan gelir payları Köy İmece Topluluğu Kayıtlarına işlenir ve isteyen üye ve hak sahibi istediği zaman kontrol edebilir.

Kayıtlar için bir internet sitesi yapılır ve üyeler ve hak sahipleri bu bilgileri istedikleri zaman internet üzerinden kontrol edebilir.

(Hak paylarının dağıtılması için bir bilgisayar programı yapılır, Programa hak sahipleri, oranlar ve gelirler girildikten sonra program hak sahiplerine düşen geliri otomatik olarak hesaplar)

Eğer arazi sahibi/sahipleri arazilerine kendilerinin ürün ekeceğini belirtillerse o zaman ekim işi ve o tarım arazisinin kullanımı onlara bırakılır.

Bunun için eğer arazi sahipleri bir kişiden fazla ise hepsinin imzalı onaylı dilekçesi gereklidir.

Mal sahipleri kendilerinin ürün ekeceğini Köy İmece Topluluklarına bildirmeleri gereklidir, eğer bir bildirimde bulunulmazsa Köy İmece Topluluğu ürün ekme işlemine başlayabilir.

Köy imece Topluluğu ürün ekme işlemine başladıktan sonra tarım arazisi sahipleri bir dahaki ürün ekim zamanına kadar beklemek zorundadırlar.

Arazi sahipleri isterlerse Köy İmece Topluluğuna da katılabilirler. (Bu konuda eğer arazi sahipleri bir kişiden fazla ise hepsinin imzalı onaylı dilekçesi gereklidir).

Arazi sahipleri biz kendimiz ürün ekeceğiz der ve ekmezlerse bir sonraki yıl bu haklarını kaybederler.

Arazi sahiplerinin 10 yıl içinde en fazla 3 kere biz kendimiz ürün ekeceğiz deyip ekmeme hakları vardır. 10 yıldan sonraki her 10 yılda işlem bu şekilde devam eder.

Birden çok kişiden oluşan tarım arazisi sahipleri kendi aralarında birleşip bir Birleşik Kişiler İşletmesi kurabilir ve o arazinin haklarını o işletme üstlenebilir. Bu konuda tüm hak sahiplerinin onayı gereklidir. (Birleşik Kişiler İşletmesi kurulması kurallarına bakınız)

 

Köy sınırları içinde bulunan Devlete ait ekilmeyen tarım arazilerini Köy İmece Topluluğu ürün ekme, elde edilen ürünü satma, elde edilen geliri üyeler arasında dağıtma hakkına sahiptir. (Devlet aksini belirtmediği sürece).

Elde edilen gelir üyeler arasında eşit olarak dağıtılır.

Eğer Devlete ait tarım arazisi iki veya daha fazla köy arasında kalıyorsa Devlet arazi paylaşımını yapar.

* Ekilmeyen Devlete ve özel şahıslara ait tarım arazilerinin Köy imece Topluluğu tarafından ekilip, elde edilen gelirin üyeler arasında eşit olarak dağıtılması, Devletin yapacağı yardımların kişilere değilde Köy İmece Topluluklarına yapması Köy İmece Topluluklarının kurulmasında çok etkili ve teşvik edici olacaktır.

Bu şekilde Köy imece Topluluklarının kurulması ile daha modern ve geniş çaplı üretime geçilerek ülkede üretim artışı sağlanacaktır.

Ürün üretmek için gereken ihtiyaç alımlarının toplu olarak yapılması iskonto oranlarını arttıracak buda üretim maliyetlerini azaltacaktır.

Ayrıca Köy İmece Topluluklarının satış organizasyonunda bizzat kendilerinin yer alabilecek olması aradaki bir, iki aracıyı devre dışı bırakacak ve üreticiler hak ettikleri geliri elde edebilecek ve tüketicilere ürünler daha uygun fiyatlara ulaşabilecektir. Eğer bir yerde ihtiyaç varsa orada aracılar olur o ihtiyacı ortadan kaldırabilirsek onları ancak o zaman ortadan kaldırabiliriz. (Bu şekilde bir uygulama; ürün fiyatlarının artmasında aracıların olduğunu tespit edip ve bu aracıları kaldırmak gerek diyen ve nasıl kaldırılacağını açıklayamayanlara yada bu işin ancak çiftçi kooperatifleri kurularak halledileceğini söyleyenlere de yardımcı olacaktır)

Kooperatif kurulsun diyoruz ama bu kendiliğinden olmuyor çiftçinin buna ikna edilmesi, teşvik edilmesi gerekir. Ancak çiftçinin bir artı geliri, kazancı olursa kooperatife sıcak bakabilir. Bu yüzden Ekilmeyen Devlete ve özel şahıslara ait tarım arazilerinin Köy imece Topluluğu tarafından ekilip, elde edilen gelirin üyeler arasında eşit olarak dağıtılması gerekmektedir.

* Yine bu uygulama ile miras yoluyla bölünen ve küçülerek ekim yapılamayan hale gelen tarım arazileri sorununu da çözmüş oluruz.

* Ekilen arazilerin ve üretimin artması demek, hayvanlar için yem arzının artması demektir. Üretim arttığı için hayvancılığında en büyük sorunlarından biri olan yem fiyatlarındaki artışın önüne geçilecek ve hayvancılıkta gelişecektir.

Köy İmece Toplulukları isterlerse hayvancılık ve mandıra işlerine de girebilirler.

Hayvancılığın gelişip çoğalması da doğal gübre üretiminin artmasını sağlayacak buda yine tarım üretimine olumlu katkı yapacak ve gübre maliyetlerinde bir azalma meydana getirecektir. Görüldüğü gibi birbirini etkileyen zincirleme bir kazanç elde edilmektedir.

 

* Tarım için su yetersizliği olan yerlerde Devlet ( veya Devletin desteği ile Köy İmece Toplulukları) Artezyen kuyuları açarak sulamayı arttırıp, ürünlerin yeterince sulanmasını sağlar.

* Köy İmece Topluluğu üyeleri köyde ikamet eden köyde kendi adına en az 3 dönüm tarım arazisi olan herkes olabilir. Buradaki 3 rakamı gerekli görüldüğü takdirde arttırılabilir veya azaltılabilir.

* Banka hesabına yatırılan parayı Köy İmece Topluluğunun 5 yönetim kurulu üyesinin aynı anda imzası olmadan kimse tek başına çekemez.

* Köy İmece Topluluğu üyelerinin sahip olduğu tüm 3 dönüm ve üzerindeki tarım arazilerinde işler Köy İmece Topluluğu tarafından ortaklaşa yapılır; Bu ifadedeki 3 rakamı gerekli görüldüğü takdirde arttırılabilir veya azaltılabilir.

 

 

 

 

 

 

www.yenisistem.org - Yayınlanma Tarihi Mart 2019